.
Hızlı Ulaşım
 
Anasayfa » Köşe Yazıları » Küçük Serçe
Küçük bir serçenin yürek çırpıntısı hızı ile geçerken günler, hayatımız; kaybetmeye aldırmadan renkli kareler üzerinde parmağımızla ittiğimiz bir ''dama taşı'' olsaydı eğer veya endişesizce seçeceğimiz, kaybetmeye hazır olduğumuz herhangi bir oyun, taşımızı mutluluğa doğru daha rahat mı sürerdik acaba?
Yaşanabilecekken yaşanmamış kaç mutluluk var kim bilir hayatımızda… Söylenecekken söylenmeyen sözler, gidilecekken gidilemeyen yerler, sevilecekken; sevilemeyen yar'lar…  Kim bilir kaç kırgınlık, kaç umutsuzluk, kaç kader sıkıştırıldı günlerin arasına… Kaç veda! Kaç ihanet! Kaç serzeniş!...
Uzaktaki sevgililer, ayrılık ve hasret onca sancıdan sonra kim bilir kaç yüreği tutsak etti kendine. Ve yaşam, kim bilir kaç kere; ışıl ışıl su oldu akıp giderken… Kınında kılıç oldu. Ağu oldu, bal oldu. Tuzak oldu kıskıvrak yakalayıveren düşler… Ve kaç kere kurşun oldu. Ki vurulup düşerken yere '' of '' bile dedirtmeyen.
Günün hızla çalan zamanlarında, sessizce denizin koyu mavisine süzülen bir martının ak kanadında yakalanacak olan mutluluğu, kim bilir kaç kere gün ortasında sarı vadide kaybediverdik… Ardımızdan binlerce kavak ıslık çalarken gitmek zorunda kaldık…Sıcak yaz gecelerinin, ıhlamur çiçeği kokan koyu gölgelerinde saklarken sızlayan ve hiç durmadan kanayan yürek yaralarımızı, kim bilir kaç kere sahte kahkahalarla çınlattık ıssız sahilleri…
Kaç kere şiirler sığındık umarsızca. Kaç şarkının makamı, kaç türkünün ''ucu yanık'' mektubu olduk. Ve kim bilir kaç kere öldük yaşarken… Hayatımızı bir oyun gibi yaşasaydık eğer, böyle mi yaşardık acaba… Kaç kere oyun oynadık, kaç kere kazandık yaşarken… Kim bilir…

resim157194
 
yukari