.
Hızlı Ulaşım
 
Anasayfa » Köşe Yazıları » Kurşini Bir Umut

Bir nehir gibi aktı önümde, beyaz köpüklerini savurarak deniz… Ve her dalga bir umudu daha götürdü uzaklara…
Yaz bitimi, uzun yürüyüşlerin birinde yitirdim mavilikleri. 
Bir kanat çırpışı uzaklığındaki martılar tek tek kayboldu ufukta.
Suların kara sevdalı mavisi, yerini bozkırın sisli grisine bıraktı. Bir gün daha bitti gökyüzüne uzak. Ve bir gün daha başladı toprağa yakın.
Başkent'in sade pırıltısı eski bir dost gibi değdiğinde yüreğime, uzak tepelere akşam inmekteydi. 
Kızıla çalan iğde ağaçlarında, son kırlangıçların veda türküleri vardı. Yakın telaşların ayak sesleri hiç olmadığı kadar güçlü uzandı pencereme. Elimi ilk yağan yağmura yaklaştırdım. Kaçamak bir öpüşle buluştuğunda tenim, her damla eski yazların neşeli coşkusuna dönüştü. Arka sokakların ağlamaklı ısılığı, sonbaharın kalabalık, hüznünü karşılamaya hazırlanıyordu. Kabullenmiş bir gülümsemeyle kenti selamladım.
Yaz akşamlarının serin esintisi yavaş yavaş yerini Ankara rüzgârlarına bırakıyor, şarkı olup dillere düşüyordu;

Rüzgâr kırdı dalımı, ellerin günahı ne
Ben yitirdim yolumu, yolların günahı ne.
Hep yar peşinde koştum.
Ben koştum, ben yoruldum.
Kendim dillere düştüm
Dilerin günahı ne.

Nereden baksam hüzün görünüyordu ve hangi yola girsem sonunda kurşuni bir umut vardı. Bu kez, bir nehir gibi akıyordu önümden kızıl düşleri savurarak kent…

resim605271

 
yukari