.
Hızlı Ulaşım
 
Anasayfa » Haber / Roportaj » SABAH GAZETESİ-RÖPORTAJI
resim653295

25 yıllık meslek hayatı boyunca yaşadıklarını kitap haline getirmeye hazırlanan Ayşe Egesoy, kendisinden sonra ekrana çıkan sunucuları beğenmediğini söyledi: Benden sonrakiler o kadar hiçbir şey ki, onları izlerken kan şekerim düşüyor!..
Son demlerine yetiştiğim TRT döneminden hatırlıyorum birçoklarınız gibi onu. İnci gibi dişleri, insana "Onun konuştuğu Türkçe ise, ben nece konuşuyorum?" dedirten Türkçe'si ve okuduğu şiirlerle... Kendisi bir dönem yaptığım sunuculuk mesleğinin piri. Her çırak, ustasının yanına gittiğinde heyecanlanır ya, belli etmesem de elim ayağım titriyor ilk 5 dakika...

SIRRI KOLUNDA KAZILI 

25 yıllık meslek hayatına 42 ödül sığdıran Ayşe Egesoy'un hayatı kitap oluyor. Kitabın editörü Abdurrahman Şen, "Canlı bir tarihin deneyimlerinden herkes faydalansın istedim" diyor. İkili kitapla ilgili başka bir şey de açıklamıyor. Bu kitap adeta ikinci 'Secret'; yani her şey sır! Egesoy'un hayatının sırrını ise kolundaki dövme ele veriyor. Hem eşine hem de işine ithaf ettiği dövmesinde Hintçe 'Seninle sonsuza kadar bir arada' yazıyor...

* Bir gün hakkınızda böyle bir kitap kaleme alınacağı aklınıza gelir miydi? Hayır. Dünyada bir sunucunun yaşamı ilk kez kitap oluyor. Kitapta Türkiye'deki yayıncılığın bir özeti de var. Yarı belgesel niteliği de taşıyacak anladığım kadarıyla. Anladığım kadarıyla diyorum çünkü hiçbir şey bilmiyorum kitap hakkında. Ben yalnızca yaşadım. Abdurrahman Bey ne yazacak, nasıl yazacak bilmiyorum.

* Size daha önce Selim İleri'den de böyle bir teklif gelmiş... Evet. Meslek hayatım boyunca Ankara'da oturdum ama İstanbul'da çalıştım. 20 yıl otellerde yaşadım. Selim 'Otel Odalarında Geçen Bir Ömür' başlığını atmayı düşünüyordu kitaba.

* Bu kitabın adı ne olacak peki? Bilmiyorum. Her şey sürpriz olacak bana.

'' ABACI BENİ FENA AZARLADI ''

* Kitapta yer alacak anılarınızdan birini anlatır mısınız? İlk canlı yayın deneyimimdi, bir Türk Sanat Müziği programı sunacaktım. Solist Muazzez Abacı'ydı. İlk şarkı 'Vurgun'du. Şarkının ilk dörtlüğünü Muazzez Hanım söyleyecekti, ikinciyi ben okuyup, "Muazzez Abacı sizlerle" diyecektim. Sıra bana geldiğinde dondum kaldım. Muazzez Hanım kulise geldiğinde kulaklarından ateş çıkıyordu. Ona, "Önde eşim vardı, onu görünce tıkandım" dedim. Eşimi kulise çağırdı ve ona, "Karının işyerine gelmeye utanmıyor musun?" diye bağırdı. Bana da, "Eşinle işini bir araya getirme. Eşine verdiğin elektrik başkadır, işine verdiğin başka. Eğer iki elektriği bir araya getirirsen böyle kontak yapar" dedi. Ben de bunu kendime birinci ders olarak koydum.

'' YENİLER O KADAR HİÇBİR ŞEY Kİ... ''

* Sizden sonraki jenerasyonda beğendiğiniz sunucular var mı? 

Benim zamanımda sunuculuk sanatçılıktan daha saygındı. Bir programa sunucusunun değerine göre konuk gelir. Ben kötü sunucusu olan hiçbir programa gitmem. Konuğunun orasını burasını elleyenlerinkine mesela...

* Hülya Avşar'la Seda Sayan'ı mı kastediyorsunuz? 

İsim vermem ama beden dili ekranda çok önemlidir. İnsanlar gördükleri şeyi taklit ediyor. Türkçe'yi doğru kullanmak da çok önemli. Bazı sunucular öyle kötü kullanıyorlar ki dilimizi, onları izlerken kan şekerim düşüyor. Ben dilime leke sürdürmem. Ayrıca Türkiye'nin ses tonu en güzel kadınlarından biriyim.

* İsim vermiyorsanız ben sorayım. Esra Ceyhan'ı nasıl buluyorsunuz? 
Kibarlıkla samimiyet arasında çok fark var. Yorum yapmayacağım, zaten seyirci, "Bu iyiyi oynuyor" ya da "Bu şuh kadını oynuyor" diyor.

* Yaşım geçiyor, bir daha ekrana dönemezsem tedirginliği yaşadınız mı hiç? 

Asla! Kendime ve biriktirdiğim şeylere o kadar güveniyorum ki... Ve ne yazık ki benden sonra gelenler o kadar hiçbir şey ki... Ben daha giderim yani. (Gülüyor)

* Ekşi Sözlük'te sizin için "Mikrofonu bir gül gibi tutuyor" denmiş.
 Sırrınız dikenleri elinizi kanatsa bile o gülü hep aşkla tutmak mı? Kesinlikle. Mikrofonu hep bir gül gibi itinayla tuttum. Ömrüm oldukça da öyle tutacağım. Kitabın editörlüğünü Abdurrahman Şen yapıyor.

 ''Türkan Şoray benim idolüm ! ''

Meslek hayatınız boyunca en çok hangi ünlüyle tanışmak sizi heyecanlandırdı? 

Türkan Şoray'la. Onunla ilk kez bir ödül töreninde karşılaştık. Ben'yılın sunucusu', o 'yılın film yıldızı'seçilmişti. Törenden sonra kulise gittim. Kapının önünde bekledim, belki uzak-tan onu görürüm diye. Kendisi benim idolümdür. Beni kapının aralığından gördü ve yanıma geldi. Sarıldık.İnanılmaz bir heyecan duydum. Şimdi görsem,yine aynen her tarafım zangır zangır titrer. Ben bütün zamanlarda güzel olan kadınları ve adamları severim. Türkan Hanım bütün zamanların güzel kadınıdır.Hülya Avşar da öyledir.

Emel Sayın olağanüstüdür! 25 yıl Türkiye'nin en ünlü sanatçılarıyla çalışmak zor muydu?Kimler kaprisliydi , kimler değildi?

Zordu evet ama yine isim vermeyeceğim. Ama Emel Sayın hala dostumdur mesela. Kendisi hem solist, hem de kişilik olarak olağanüstüdür. Zeki Müren çok büyük bir sanatçıydı. Kendisiyle çok şey paylaştık. Benim şansım Türkiye'deki sahici sanatçılar-la çalışmış olmam. Emel Sayın, Zeki Müren, Muazzez Abacı,Adnan Şenses... Bunlar sanatçıydı-lar ya! Öte yandan bugün assolist olarak anılan bazı isimlerin benim makyaj odamda ellerinde kostüm-leriyle 'belki biri beni keşfeder' di-ye 3 gece beklediğini de biliyorum.

ECE ARUHAN Sabah / GÜNAYDIN 

Yazarın Yayınlanan köşe yazıları ve haberlerin tüm hakları www.ayseegesoy.net Resmi Web Sitesine aittir.Kaynak gösterilmeden  tamamı ya da bir kısmı kullanılamaz.
 
yukari