.
Hızlı Ulaşım
 
Anasayfa » Haber / Roportaj » RAY GURME -AYŞE EGESOY

resim900089
Ayşe Egesoy : Ekranların Huzur Veren Yüzü ''Ray Gurme Dergisi Röportajı'


Yıllarca TRT ekranlarından evlerimize huzur veren bir yüz, bir ses oldu Ayşe Egesoy. Şarkı anonslarından önce okuduğu şiirler, güfteler, yüzünden eksik etmediği tebessümüyle birleşerek eşsiz bir iz bıraktı hafızalarımızda. Yıllar onu hiç eskitmedi, o hala mesleğine ilk günkü gibi aşık, izleyicisine ilk günkü gibi saygılı. Mesleğine olan tutkusu hiç bitmeyen, zarafetinden, naifliğinden, mütevazılığından asla taviz vermeyen usta sunucu Egesoy, dergimizin sorularını tüm içtenliğiyle yanıtladı.

''Pop Star Alaturka benim için sabun köpüğü bir programdı''

 '' TRT yıllarınızdan bahsedebilir misiniz ? ''


TRT ye daktilograf olarak girdim. Personel Dairesi Başkanlığı'nda iki yıl bu görevde hizmet verdim. Daha sonra TRT Türkiye genelinde spikerlik sınavı açtı ve ilk kez benim gibi lise mezunlarının sınava katılmalarına hak tanıdı. 15 bin kişinin girdiği sınavdan 15 kişiyi seçtiler. Bu 15 kişinin içinde ben de vardım ve 17 yıl boyunca TRT ye hizmet ettim. Çalıştığım süre boyunca Türk izleyicisinin gönlüne taht kuran programlar yaptım. Bugün bile insanlar beni gördüğünde programları soruyorlar.


 '' TRT size, siz TRT'ye çok şey kattınız… ''

TRT benim mezun olduğum okul. Ama TRT'den çıkıp özel kanallara geçtiğimiz zaman TRT'de öğrendiğimiz şeylerin hiç birinin geçerli olmadığını fark ettik. Bu büyük bir yıkım ve hayal kırıklığıydı benim için. Benim gibi TRT'den özel televizyonlara geçen bütün arkadaşlarım için hayal kırıklığı oldu bu durum.


 '' İsminiz hafızalara TRT yıllarında kazındı değil mi? ''


Evet, Ayşe Egesoy ismini Türk izleyicisine tanıtan Zeki Müren'dir. Çünkü onunla yaptığım röportajlara ''sayın Ayşe Egesoy'' diye başlardı ve bu sayede ismim insanların hafızalarına yerleşti.


'' TRT'den ayrılma süreciniz nasıl oldu? ''

TRT'deki kariyerimde hızla ilerlerken 1991 yılında Türkiye de özel televizyonlar açılmaya başladı ve bizleri transfer etmeye başladılar. Uzun yıllar çalıştığım TRT'den bu şekilde ayrıldım ama özel sektöre geçiş benim için sancılı oldu. Ben asker kızıyım ve 17 yıllık TRT de çalışmış biri olarak doğumumdan yetişkinlik zamanıma kadar devletin himayesinde yaşamış biriydim. Bir anda devletin sırtımdaki elini çekmesi beni boşluğa düşürdü ve o dönem kendimi yalnız hissettim. Özel televizyonların bana sağladığı faydaları ise bir süre göremedim, hissedemedim ve yaşayamadım.


 '' TRT'den özel sektöre geçerken pişmanlık duydunuz mu? ''

Hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Çünkü benim TRT'den ayrıldığım sene birçok şey değişiyordu. Guruplaşmalar başlamıştı, TRT benim ilk girdiğim yıllardaki gibi değildi. İşin içine siyaset girmişti.



 '' TRT'den ayrıldıktan sonra ilk olarak hangi projede yer aldınız? ''

Star TV'de düzenlenen yılbaşı özel eğlence programını sundum. Meslek hayatımda ilk kez özgür bir programda görev aldım. TRT de çıkamayan sanatçıları programa davet ettik. Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur ve Kibariye gibi isimleri aynı programda bir araya getirdik.


'' Özel sektörde o günden bugüne neler değişti. Gelişti mi, geriledi mi? ''

Geriledi de diyemem, gelişti de diyemem. Benim gözlemlediğim kadarıyla bu sektörde değişim eşittir gerileme. Çünkü gelişim adı altında o kadar çok şey değerini kaybetti ki buna gelişim denemez. Örneğin bize TRT'de Türkçe konuşmayı öğrettiler, Türkçe'yi düzgün kullanmayı gösterdiler ama şimdi bakıyorum haber spikerleri de dahil olmak üzere Türkçe'yi doğru dürüst konuşan insan yok. Demek ki hiçbir şey gelişmedi.


 '' Örnek olarak gösterebileceğiniz kimse yok mu? ''

Üzülerek söylüyorum ki örnek verebileceğim bir tane bile isim yok.


 '' Siz televizyon yöneticisi olsanız program sunması için kimi seçerdiniz?  ''

Kötünün iyileri var tabii ki, onların arasından seçerdim. Haber spikeri olarak Star'ın Ankara temsilcisi Murat Çelik'i tercih ederdim. Spiker olarak ekrandaki duruşu, sesi, Türkçe'yi kullanış biçimi ve beden dili oldukça başarılı. Program sunması için ''R'' leri söyleyememesine rağmen Beyazıt Öztürk'ü isterdim.


 '' Şu anda içinde yer almak istediğiniz bir program var mı? ''

Okan Bayülgen'in 3 gün üst üste yaptığı bir program var. O projenin içinde yer almak isterdim. Konusu, konsepti, kanalı ve Okan Bayülgen faktörü nedeniyle o ekibin bir parçası olmayı isterdim.


 '' En son Pop Star Alaturka da sizleri televizyonda gördük. Neler söylemek istersiniz program hakkında? ''

4 yıl ara vermiştim televizyonlara. Daha sonra Osman Tan teklifte bulundu, ''gel, TRT formatında güfteleri, besteleri oku'' dedi. Tipik Ayşe Egesoy formatı olduğunu söyleyince ben de teklifi kabul ettim. Alaturka gurubuyla 3 yıl çalıştım. 4 yıl aradan sonra tekrar televizyon ekranlarına çıkmak hem benim için hem de beni seven insanlar için çok iyi geldi. Ama her şeyi tadında bırakmak gerektiğine inandığım için programa noktayı koydum. Benim mesleğime kattığı hiçbir şey olmadı. Pop Star Alaturka benim için sabun köpüğü bir programdı


'' Kariyerine yeni başlamış gençlere tavsiyeleriniz neler? ''

İlk söyleyeceğim şey sunuculuğu bir meslek olarak görmeleri ve ciddiye almaları. Önce eğitim demiyorum. Bence işi ciddiye almakla başlıyor her şey. Zaten işi ciddiye aldığı zaman onun eğitimini alıyor, işin ucunu bırakmıyor, bu konuda uzman olan kişilerden tavsiye alıyor, mesai harcıyorsun. Bir de bu mesleği sevmek gerek. Mesela ben mesleğe başladığım andan itibaren yaşamımın en büyük rengi olarak görüyorum işimi ve şimdi bile çalışıyorum.


 '' Yemekle aranız nasıldır? ''

Bir hafta önce tahlil yaptırdım ve kolesterolüm 307 çıktı, yemekle aramın nasıl olduğunu tahmin edin artık. Açık söylemek gerekirse bu güne kadar mutfağa çok zaman ayıramadım. Ama yine de mutfağa girdiğim zaman çok güzel yemekler yaparım. Mesela ''yemek eli'' derler, bunu kadınlar çok iyi bilir. Elinizi hangi yemeğe sürseniz çok lezzetli olur. İşte ben de öyleyim hangi yemeğe el atsam çok güzel lezzetler ortaya çıkarıyorum. Zeytinyağlı dolmayı, zeytinyağlı baklayı çok güzel yaparım. Ailem Karadenizli olduğu için oradan da aldığım kültürle usulüne uygun bir şekilde hamsi tava yaparım.


 '' Ankara'da yaşamak sizin için ne ifade ediyor. ''

Ankara da yaşamak benim için emniyeti ifade ediyor. Uzun yıllar İstanbul'da çalışıp Ankara da yaşadım. İstanbul'un bütün o güzelliğine rağmen ahenksizliğini de tanıyan ve yaşayan biriyim. Bunun için Ankara benim için dinlenmek, huzur ve emniyet demek. Ankara'da insanlara rahatça arkamı dönebiliyorum, sırtımdan bıçaklanma ihtimalim çok az ama İstanbul'da kimseye arkanızı dönemiyorsunuz. İki şehrin giyim tarzları bile farklı. İstanbul çok renkli giyinen bir metropol. Fakat Ankara daha çok devlet memurlarının yoğun olduğu yer olduğu için lacivert ve gri tonlarını görüyoruz çoğunlukla. Örneğin kış geldiği zaman Ankara'daki çoğu hanım siyah manto giyer, İstanbul'da ise bütün renkleri görebilirsiniz. Buradaki bu sadelik ve düzlük hem gözümü hem de ruhumu dinlendiriyor. Ankara'yı çok seviyorum ve burada yaşamaktan da çok mutluyum.


'' Siz giyim tarzınızı nasıl belirliyorsunuz ? ''

Markaya çok yakın duran birisi değilimdir, yakışanı giymeyi tercih ederim. Günlük yaşamımda daha çok spor giyinirim. Ama sahnelerde süslü olmayı çok seviyorum. Aksesuar kullanmayı çok severim. Sahneye assolist havasında çıkarım ve giydiğim parıltılı kıyafetleri de ekranda iyi taşırım.


Kaynak : http://www.raygurme.com/default.asp?dergi_sayisi=10


Yazarın Yayınlanan köşe yazıları ve haberlerin tüm hakları www.ayseegesoy.net Resmi Web Sitesine aittir.Kaynak gösterilmeden  tamamı ya da bir kısmı kullanılamaz.

 
yukari